İsmail Acar imzasıİsmailAcar

Takvimden Sayfalar

Bir Tarih Değil, Bir Yara: 6 Şubat

Bazı tarihler takvimden düşmez. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, aynı yerden sızlar. 6 Şubat da artık öyle bir tarih: bir gün değil, bir yara.

O sabah saatler değil, hayatlar durdu. Duvarlar yıkılırken yalnızca binalar çökmedi; umutlar, hayaller, yarım kalmış cümleler de enkazın altında kaldı. Bir anne sustu. Bir baba yetişemedi. Bir çocuk büyüyemedi. Ve biz bir millet olarak sabaha başka uyandık.

Depremin en ağır tarafı yalnızca yıkım değildi. Asıl sarsıntı, insanın insana ne kadar muhtaç olduğunu bir kez daha hatırlamasıydı. Bir battaniye, bir bardak su, bir el feneri… O gün insanlık bu kadar küçülürken bu kadar da büyümüştü.

Sonra zaman geçti. Haberler değişti, gündem hızlandı ve acı yavaş yavaş sessizliğe itildi. Oysa bazı acıların susma hakkı yoktur. Unutulan her felaket tekrarlanma ihtimalini taşır; unutulan her ihmal yeni bir enkazın temelidir.

6 Şubat bize yalnızca depremi değil, sorumluluğu da hatırlattı. Sağlam bina kadar sağlam vicdanın, plan kadar liyakatin, dua kadar tedbirin şart olduğunu gösterdi.

Bugün yıl dönümü. Ama bu bir anma gününden fazlası olmalı. Bu tarih, “Bir daha olmaması için ne yaptık?” sorusunun aynaya tutulduğu gündür. Kaybettiklerimizi rahmetle anarken kalanlara borcumuzu da unutmamalıyız. Bu borç; unutmamak, ihmal etmemek ve insan hayatını her şeyin önünde tutmaktır.

6 Şubat'ı yalnızca hatırlarsak eksik kalır. Anlamalıyız, ders almalıyız ve en önemlisi, bir daha aynı acıyı yaşamamak için cesurca yüzleşmeliyiz.

Bazı tarihler geçmez; içimizden geçer. 6 Şubat da hâlâ orada duruyor, kalbimizin tam ortasında.

İsmail Acar imzası