İsmail Acar imzasıİsmailAcar

Kendine Dönmek

Büyüyünce Ne Olduk?

Çocukken büyümek isterdik. Büyüyünce her şeyin daha kolay, daha mümkün olacağını sanırdık. Sanki yaş alınca cesaret artacak, korkular azalacak, hayat biraz daha anlaşılır hâle gelecekti.

Hayallerimiz vardı. Kimimiz gökyüzüne bakarak kurardı, kimimiz bir defterin kenarına çizerek. O hayallerin sınırı yoktu; çünkü henüz “olmaz” kelimesiyle tanışmamıştık.

Sonra büyüdük. Hayaller yerini planlara bıraktı. Cesaretin yerini temkin, heyecanın yerini “gerçekçilik” aldı. Artık bir şey istemeden önce “İster miyim?” diye değil, “Olur mu?” diye sorar olduk.

Zamanla öğrendik ki büyümek yalnızca yaş almak değil, bazı hayallerden sessizce vazgeçmeyi öğrenmekmiş. Vazgeçtiğimizi çoğu zaman fark etmedik bile; erteledik sandık. “Sonra bakarım” dedik, “Şartlar oluşsun” dedik, “Biraz daha zaman geçsin” dedik. Zaman geçti; ama biz o hayallere bir daha dönmedik.

Oysa hayaller insanın içindeki en diri taraftır. İnsan hayal kurabildiği sürece yorulur ama tükenmez. Hayal kurmayı bıraktığında ise hayat ağırlaşır, günler birbirine benzemeye başlar.

Bugün birçok yetişkinin içinde hâlâ o çocuk var. Bir köşede sessizce bekleyen, yarım kalmış bir hayalin başında duran bir çocuk… Yalnızca artık daha suskun, daha temkinli ve biraz da cesarete muhtaç.

Belki de mesele yeni hayaller kurmak değil, eskiden yarım kalanlara bir kez daha bakabilmektir. Bazı hayaller, vazgeçilmediği sürece yaşamaya devam ettiği için değerlidir.

Büyüdük mü? Yoksa yalnızca hayal kurmaktan mı vazgeçtik?

İsmail Acar imzası