İsmail Acar imzasıİsmailAcar

Kendine Dönmek

İç Sesimizi En Son Ne Zaman Dinledik?

Dünya giderek daha gürültülü bir yer oluyor. Şehrin uğultusu, telefonların bitmeyen bildirimleri, insanların beklentileri… Her yerden ses yükseliyor; ama en kıymetli ses en geride kalıyor: insanın kendi iç sesi.

O ses yolumuzu gösteren en güvenilir pusuladır. Bazen “bekle” der, bazen “şimdi yürü”. Bazen sessiz bir uyarıdır, bazen büyük bir çağrı. Ama çoğu zaman onu duymaktan korkarız. Çünkü o ses bize hep doğruyu söyler ve doğrular kolay değildir.

Hayatımıza baktığımızda çoğu kararımızı kendi iç sesimizle değil, kalabalığın gürültüsüyle verdiğimizi görürüz. Ne giyeceğimizi, ne söyleyeceğimizi, hatta neye inanacağımızı bile başkalarının sesinden öğreniyoruz. Sonra aynaya baktığımızda yüzümüzde bize değil, başkalarına ait izler görüyoruz.

Durup düşünelim: Biz kimin hayatını yaşıyoruz? Kendi yolumuzda mı yürüyoruz, yoksa kalabalığın açtığı izden mi gidiyoruz? Bir gün sustuğumuzda kendi sesimizi tanıyabilecek miyiz?

Kalabalığın sesi insanı büyütebilir ama gürültüsü hakikati bastırır. Vicdan ise susmaz. Ve insan, kendi iç sesini dinlediğinde en gerçek yolculuğuna çıkar.

Belki de bugün ihtiyacımız olan biraz cesaret: o dostluğu bitirmek, o işe başlamak, o hayali kovalamak, o yükü bırakmak için. Gerçek cesaret dünyaya meydan okumak değil, kalabalığın sesini susturup kendi iç sesine “evet” diyebilmektir.

Bu cesareti gösterdiğinde göreceksin: Bir yol kapanacak belki ama başka bir kapı açılacak. Bir alışkanlık bitecek ama yeni bir hayal doğacak. Ve sen, ilk kez kendi sesinde kendi hayatını duyacaksın.

İsmail Acar imzası