İsmail Acar imzasıİsmailAcar

Kendine Dönmek

İnsanlar Değil, Roller Yoruyor

İnsan yorulduğunu çoğu zaman yanlış yerden sanır. İş der, tempo der, hayat der. Oysa çoğu yorgunluk kalabalıktan değil, kalabalığın içinde giyilen rollerden birikir.

Güçlü görünmek mesela… Her şeye yetişen, herkesi idare eden, düşse bile ayağa kalkmış gibi duran insan olma hâli. Kimse sormaz o gücün bedelini; çünkü güçlü görünenlerin yorulma hakkı yoktur.

Toplum insana yaşından önce roller biçer. Başarıya “hep ayakta kal”, sorumluluğa “hiç zayıflama”, liderliğe “duygu gösterme” der. İnsan zamanla kendi adını unutur, rolünün adıyla çağrılmaya alışır. Oysa insan rol değildir. Bazen eksik, bazen tereddütlü, bazen de yalnızca susmak isteyen bir varlıktır. Roller buna izin vermez: gülmeyi öğretir, yorulmayı yasaklar.

Rol devreye girdiğinde samimiyet çekilir. İnsan olduğu gibi değil, olması beklendiği gibi davranmaya başlar. Bir gün fark eder ki kendi sesi başkalarının beklentileri arasında kısılmıştır. En ağır yorgunluk işte burada başlar: ne bedende ne zihinde, doğrudan ruhta.

Garibi şu ki bu yorgunluk en çok “her şey yolunda” denilen anlarda büyür. Çünkü rolünü iyi oynayanların anlatacak derdi yok sanılır. Oysa çoğu zaman en çok yorulanlar, en güçlü görünenlerdir.

İnsan gerçekten dinlenmek istiyorsa bir süreliğine bazı rollerden izin almalıdır: herkese yetişme rolünden, hep güçlü durma zorunluluğundan, kusursuz görünme çabasından.

Çünkü insanı asıl yoran yaşamak değil, yaşar gibi yapmaktır.

İsmail Acar imzası