İsmail Acar imzasıİsmailAcar

İnsan ve Vicdan

Birbirimizin Yolundan Geçerken

Bazı insanlar hayatımıza yalnızca uğrar; bazıları ise biz fark etmeden iz bırakır. Kimi yükümüzü hafifletir, kimi omuzlarımıza yeni yükler ekler. Belki de insanın gerçek karakteri, kendi yürüdüğü yoldan çok, başkasının yolculuğuna nasıl eşlik ettiğinde ortaya çıkar.

Hayat uzun bir yolculuk değil aslında; birbirimizin yolundan geçtiğimiz kısa bir misafirlik. Kimi ardında bir tebessüm bırakır, kimi kırgınlık. Kimi varlığıyla bir kapıyı aralar, kimi sessizce kapatır. Yıllar sonra isimler unutulur; ama bir insanın bir başkasında bıraktığı his kolay kolay silinmez.

Ne gariptir ki en ağır yükleri bazen omuzlarımız değil, birbirimize yüklediğimiz duygular taşır. Bir bakışla cesareti kırılanlar vardır. Bir cümle yüzünden hayallerini erteleyenler… Yalnızca anlaşılmayı beklerken yargılananlar… Ve belki en acısı, yürümeye çalışırken önüne görünmez duvarlar örülenler.

Oysa hayat zaten yeterince yorucu. Sabah umutla başlayan nice insan, akşam yalnızca yaptığı işin değil, karşılaştığı insanların da yorgunluğunu taşır. Bu yorgunluk bazen bedensel, bazen zihinsel, bazen duygusaldır. Çünkü insanı tüketen her zaman yaptığı iş değil, çoğu zaman karşılaştığı tavırlardır: kimi zaman kibir, kimi zaman kıskançlık, kimi zaman bencillik… Bazen de “Ben yapamadım, o da yapamasın” düşüncesi.

Asıl sınav burada başlar. Bu tavırlar yalnızca insanı yormaz; zamanla onun iyiliğini, sabrını ve insanlara olan güvenini de aşındırır. Belki de bu dünyada en zor olan şey iyi bir insan olmak değil, bütün bunlara rağmen iyiliğini şartlara göre değiştirmemektir.

İnsan çoğu zaman söyledikleriyle değil, yapmadıklarıyla iz bırakır: tutmadığı bir el, açmadığı bir kapı, esirgediği bir destek, geciken bir teşekkür. Hiçbiri kötü niyetle yapılmasa da bir hayatta derin izler bırakmaya yeter.

İyilik dediğimiz şey özünde büyük fedakârlıklar istemez. Bazen birinin yürüdüğü yolu daraltmamak, yüküne yük eklememek yeter. Herkes içinde görünmeyen bir mücadele veriyor; kimsenin yükünü tam olarak bilmiyoruz. O hâlde kimsenin yüküne yeni bir yük eklemeye hakkımız olmamalı.

Hayatın sonunda ne kadar servet biriktirdiğimiz, kaç makam gördüğümüz, kaç alkış aldığımız unutulacak. Ama bir insanın yolunu açıp açmadığımız, düştüğünde el uzatıp uzatmadığımız, umut olup olmadığımız unutulmayacak.

Hayat zaten yeterince zor; ömrümüz birbirimizin yükünü artıracak kadar uzun değil. Bu yüzden insan insana zor olmamalı. Engel olmamalı. Yük olmamalı.

Yol olmalı. Kapı olmalı. Umut olmalı.

Bazı insanlar gittikten sonra isimleri unutulur; ama bir zamanlar yolumuzu kolaylaştırdıkları, yükümüzü hafiflettikleri ve kalbimize dokundukları anlar hiç unutulmaz. Belki de bu dünyada geriye kalacak en değerli miras, sahip olduklarımız değil, dokunabildiğimiz hayatlar olacaktır.

İsmail Acar imzası