İsmail Acar imzasıİsmailAcar

Zaman ve Hayat

Hayat, İkinci Bir Taslağı Olmayan Kitaptır

Bazı kitapların kaderi değişebilir. Yazar beğenmediği bir cümleyi siler, eksik kalan bir paragrafı yeniden kurar, hatta isterse hikâyenin sonunu baştan yazar. Kalem, yazara ikinci bir şans tanır.

Hayat böyle değildir. Onda ne silgi vardır ne de yeniden yazılacak bir taslak. Yaşadığımız her gün, çevrilen bir sayfa gibi usulca geride kalır. Ardından dönüp bakabiliriz ama hiçbir satırını değiştiremeyiz. Belki de bu yüzden hayat, ikinci bir taslağı olmayan tek kitaptır.

Ne gariptir ki insan bunu en çok zaman geçtikçe anlar. Gençken ömrün uzun olduğuna, fırsatların hiç bitmeyeceğine inanır. “Bir ara uğrarım”, “Sonra konuşuruz”, “Başka bir gün vakit ayırırım” diye diye günler birbirine karışır. Oysa hayat en çok ertelenenlerin sessizliğinde akıp gider.

Çoğu zaman ömrü büyük olayların şekillendirdiğini sanırız. Oysa insanın gerçek hikâyesi kimsenin önemsemediği küçük anlarda yazılır: bir sofrada edilen samimi bir sohbet, beklenmedik bir ziyaret, içten bir teşekkür, hiçbir sebep yokken açılan bir kapı, ansızın uzanan iki kol… Bazen bir ömrün en güzel cümlesi, yalnızca içten bir sarılıştır.

Sevgi hissedildiğinde değil, gösterildiğinde hayat bulur. Varlığına alıştığımız insanlar sanki hep yanımızda kalacakmış gibi gelir; bu yüzden sevgimizi çoğu zaman yarına emanet ederiz. Oysa zamanın kimseyle yaptığı bir sözleşme yoktur. Belki de hayatın en büyük yanılgısı, beklemek için hep vaktimiz olduğunu sanmaktır.

Bir kahveyi, uzun zamandır ertelenen bir sohbeti, bir hâl hatır sormayı, “Seni görmek istedim” demeyi, sevdiklerimize sımsıkı sarılmayı çoğu zaman başka bir güne bırakırız. Fakat takvim yaprakları eksilirken bekleyen yalnızca biz oluruz. Hayat bize birçok fırsat sunabilir; ama aynı anı ikinci kez sunmaz.

İnsan her sabah yeni bir güne değil, yeni bir sayfaya uyanır. O sayfaya ne yazacağını kendisi seçer. Kimi umut yazar, kimi cesaret. Kimi satır aralarına iyilik bırakır, kimi güzel hatıralar. Çünkü ömrün değeri kaç yıl yaşadığımızla değil, kaç kalbe dokunabildiğimizle ölçülür.

Günün sonunda makamlar değişir, alkışlar diner, servet el değiştirir. Geriye yalnızca insanların hafızasında bıraktığımız iz kalır: bir tebessüm, bir iyilik, zamanında uzatılmış bir el, gecikmeden söylenmiş birkaç sıcak cümle. İnsan, geride bıraktıkları kadar yaşamaya devam eder.

Bu yüzden her sabah kendimize tek bir soru sormalıyız: “Bugün, kitabımın hangi satırı yıllar sonra gururla okunabilecek?” Çünkü hayat prova edilmeyen bir yolculuktur.

Ve ömür, ikinci bir taslağı olmayan tek kitaptır.

İsmail Acar imzası