İsmail Acar imzasıİsmailAcar

Zaman ve Hayat

Vakit Varken

Bir gün herkesin hayatına sessizlik çöker. Ne telefon çalar ne kimse arar; yalnızca kalbinin sesi duyulur. O sessizlikte insan, yıllarca ertelediği her şeyi duymaya başlar: söylenmemiş bir “seni seviyorum”, tutulmamış bir el, eksik kalmış bir sarılma…

Hayat sandığımız kadar uzun değil. Bir ömür, hatırladıklarımız kadar kısadır aslında. Kaç yaşında olursak olalım, bir gün dönüp baktığımızda “Ben gerçekten yaşadım mı?” diye sormaktan kendimizi alamayız. Çünkü çoğumuz günleri sayarız ama anları yaşamayız.

Otuz sekiz yaşındayım. Ama dönüp baksam, size otuz sekiz anımı peş peşe anlatamam. Yılları yaşadım belki ama anları kaçırdım. Zamanı doldurduk ama hayatı doldurmayı unuttuk.

Oysa bazı şeylerin yarını yoktur. Bir özür, bir teşekkür, bir sarılma… Hepsi bugünün hakkıdır. İnsan sevgisini söylemediği, elini uzatmadığı, gönlünü açmadığı her anda biraz eksilir.

Bir gün herkesin yolu son durağa çıkar. O durakta kimseye kazandıkları, arabaları, evleri sorulmaz. Yalnızca içimizden iki ses yükselir: “İyi ki” ya da “Keşke”.

Bu dünyadan nasıl gideceğimiz, bugün nasıl yaşadığımıza bağlı. Birine “Hakkını helal et” demeyi gururumuza yediremiyorsak, bir “Özür dilerim”i dilimizin ucuna getiremiyorsak, “Seni seviyorum” demek için uygun zamanı bekliyorsak, bilelim ki vakit geçiyor. Ve vakit geçtikçe insan sevgisini değil, pişmanlığını büyütüyor.

O yüzden vakit varken sevdiğine sarıl. Kırdığından özür dile. Görmezden geldiklerine bir tebessüm gönder.

Çünkü bir gün bu dünyadan yalnızca iki şeyle ayrılacağız: ya keşkelerimizle ya iyikilerimizle.

İsmail Acar imzası