İsmail Acar imzasıİsmailAcar

Kendine Dönmek

Maskeler Düşünce

İnsan dünyaya çıplak bir ruhla gelir; ne yükü vardır ne rolü. Sonra hayat başlar. Önce aile şekil verir, ardından örfün, geleneklerin ve toplumun kalıpları. Ve yüzümüze görünmez maskeler takılır. “İyi evlat ol” derler, “saygın insan ol”, “başarılı birey ol”… Her “ol” çağrısı bize biraz daha maske giydirir.

Bir süre sonra kendi yüzümüzü unutmaya başlarız. İşte başka, evde başka, kalabalıkta bambaşkayız. Gülüşümüz bile çoğu zaman bize değil, başkalarının görmek istediğine aittir. Maskeler konuşur, ruh susar.

Asıl tehlike maskeyi takmakta değil, onu kendi yüzü sanmaktadır. Rolünü uzun süre oynayan kişi sonunda gerçeğini kaybeder. Oysa sahici bir bakış, samimi bir tebessüm, yürekten dökülen bir söz hiçbir maskenin ardından görünmez.

Yine de maskesiz kalamayız; hayat bir sahnedir ve herkes rolünü oynamak zorundadır. Baba olduğumuzda farklı, dost olduğumuzda farklı, işimizde farklı rollere bürünürüz. Bu kaçınılmazdır. Mesele, o rolleri oynarken içimizdeki hakikati unutmamaktır. Maske topluma karşı bir gerekliliktir; ama maskeyi çıkarabilmek insana kendini hatırlatır.

Maskeler insanı kalabalıkta var eder; hakikat ise yalnızlığında ayakta tutar. Maskeler göz boyar ama vicdan kandırılamaz. Kalabalık sizi alkışlayabilir; ama gece başınızı yastığa koyduğunuzda yüzleştiğiniz tek şey hakikattir. Sonunda insana kalan oynadığı roller değil, yüzleştiği gerçeğidir.

Maskeler topluma hitap eder, hakikat ruha dokunur. Maskeler düşünce yalnızca yüz değil, ruh da görünür.

İsmail Acar imzası