İsmail Acar imzasıİsmailAcar

İnsan ve Vicdan

Umursamazlık: En Sessiz Kırgınlık

İnsan ilişkilerini bozan her zaman yüksek sesle yapılan hatalar değildir. Bazen en büyük kırgınlıklar sessizlikten gelir. Sesi çıkmayan ama içten içe insanı tüketen bir kibir vardır: umursamazlık.

Eskiden insanlar birbirine değer verdiğini göstermek için büyük cümlelere ihtiyaç duymazdı. Bir selam, bir hâl hatır, açılan bir kapı yeterdi. Bugün ise en büyük incelik, en basit davranışlarda bile kayboluyor.

Umursamazlık “bilmiyorum” değil, “biliyorum ama önemsemiyorum” demektir. İnsanı yoran da budur. Birinin varlığını hafife almak, sözünü yok saymak, emeğini görmezden gelmek… Bunlar modern çağın en sessiz ama en güçlü kibir çeşitleridir. Ses çıkarmadıkları için fark edilmezler; ama kalpte bıraktıkları iz derindir.

Kimi zaman cevapsız kalan bir mesaj, kimi zaman karşılıksız bir selam, kimi zaman “Nasılsın?” demeyi çok gören bir yüz… Hepsi aynı şeyi fısıldar: “Sen yokmuşsun gibi davranıyorum.” Oysa insan, yok sayıldığında en çok kendini kaybeder.

Kibrin en yıkıcı hâli, insanın etrafına ördüğü görünmez duvarlardır. O duvarlar büyüdükçe kişi yalnızlaşır ama bunu kendine bile itiraf edemez. Çünkü umursamazlık “güç” maskesi takar; arkasında ise çoğu zaman korku, eksiklik ve sevgisizlik vardır. Değer vermek zayıflık değil, insan olmanın en güçlü tarafıdır.

Bir insanın gözünün içine bakıp onu önemsemek, emeğine saygı duymak, bir selamı eksik etmemek… Küçük görünen bu davranışlar insanlığın en büyük erdemleridir. Başkasını yok sayan, zamanla kendi vicdanını da yok saymaya başlar.

Dünya hızlı, insanlar meşgul, şehirler kalabalık olabilir. Ama unutmayalım: Bir insanı görmek, duymak, önemsemek hâlâ en büyük inceliktir. Kibir büyütmez, küçültür. Umursamazlık bir güç gösterisi değil, sessizce işleyen bir zayıflıktır.

Bir insanı kaybetmek bazen tek bir umursamaz bakış kadar kolaydır. Ama bir insanı kazanmak, tek bir gönülden gelen dikkatle mümkündür.

İsmail Acar imzası